|
|
Menzil ilahileri
|
 
Dirilen Ölü
 Enes bin Mâlik (R.A.) anlatıyor: '
Gözleri görmeyen yaşlı bir hanımın Saib adında bir genç oğlu vardı.
Daha hayatının baharında olan bu delikanlı Medine vebasına yakalanmıştı.
Uzun zaman hasta yattı.
Bir gün delikanlının ziyaretine gittik.
Fakat maalesef biz orada iken delikanlı ruhunu teslim etti.
Bizde gözlerini kapadık ve üzerine elbisesini örttük.
İçimizden biri annesine:
 - Onun için Allah'a dua et. dedi. Annesi:
- Ama o öldü. dedi. Biz:
- Olsun sen yine de dua et. dedik.
Bunun üzerine kadın çocuğun ayak ucuna oturdu,
ayaklarını tuttu ve:
- Allahım, ben isteyerek sana iman ettim.
Senden korktuğum için, putları bıraktım.
Arzumla sırf senin için hicret ettim.
Allahım, puta tapanları bana güldürme,
gücümün yetmeyeceği bu yükü bana yükleme.' diye dua etti.
Alah'a yemin ederim ki, kadın sözünü bitirir bitirmez,
çocuk ayaklarını kımıldatmaya başladı. Sonra da yüzünden örtüyü attı
. Rasulullah (A.S.) ve annesi vefat edinceye kadar da yaşadı.'
|
|


Yetim Düşlerim Sana geliyorum Sultan’ım… Buruk acılar içinde;
Yetim düşlerim sensiz öksüz kalıyor Sana geliyorum düşlerimde ..
Ben her gece karanlık kuyuların başında Ateşe düşer gibi içime düşüyorum.
Ben her gece sensiz, Günahın ateşinde üşüyorum. Deliyim ,
Delilere has bir çığırtkanlıkla dövünüyorum.
Hasretin temreni değince gözüme ;
İki damla yaş serinletir içimi Her gece..
Her sabah bir Şahmaran çıkar önüme ,
Günahın zehrini içirir.
Zulmetin karanlığında boğulur giderim.
Her ikindide Güneşe nispet olsun diye yeniden doğarsın içime.
Akşamları hayalim cemaline sarılır,
Dudaklarım ellerinde bayılır gider.
|




Var Deme!.. 
Bir göz Hakkı görmezse, Ona sakın yar deme, Sana ibret vermezse, Benim gözüm var deme!..
 Görenedir, görene! Köre nedir, köre ne?
 Kulak Hakkı duymazsa, Kulağım duyar deme, Duyduğuna uymazsa, Kulaklarım var deme!..
 Duyanadır, duyana! Sağır nice uyana?
 Dil Hakkı zikretmezse, Fitne olur ademe, Her nefes şükretmezse, Sakın dilim var deme!..
 Diyenedir, diyene! Dil gerek bilmeyene...
 Bir el Hakka ermezse, Her işe yarar deme, Hakkı Hakka vermezse, Ona elim var deme!..
 Tutanadır, tutana! El gerektir tutuna!..
 Ayak Hakka yetmezse, Adımım uyar deme, Mescide de gitmezse, Ayaklarım var deme!..

Gidenedir, gidene! Ayak gerek bedene!..
Bir can Hakkı bulamzsa, Sen ona yaşar deme,
 Hakta fani olmazsa, Banim canım var deme!.. Can gerek ki can ola! Can içre canan bula!..
 Aşki Hakkı bulmadan, Her yanım arar deme, Hak ile Hak olmadan, Benim aşkım var deme!..
 Bulanadır, bulana! Kul yolunda buluna!..
       
        
GAFLET UYKUSU
Gözlerin Gerçekleri Görmüyor Kalp Gözün Kapalı Senin Ne Zaman Uyanacaksın Gidişin Nereye Böyle
Uyan Artık Uykudan Gerçekleri Gör Gözlerim Hakka Gönül Ver Sen Gafil Olma Sakın Sen
Hakkı Düşün Daim Haline Şükür Et Sen Açılsın Kalp Gözün Gerçekleri Görsün
Adım Adım Sona İlerlerken Kabre Hakkı Düşün Sen Gül Açsın Bahçende


Allah (c.c) yolunda en büyük sermaye iman ve sevgidir.
Bir şeye inanmayan onu sevemez;
sevemeyen, sevdiğine hizmet edemez.
Bu yol, sevgiyle başlar, sabırla devam eder.
Hak yolunda sabırsız yol alınmaz.
Usulünce gidilmezse, hedefe varılmaz. Velileri seven, sevginin kerametine ulaşır.
Allah dostlarıyla aynı yolda,
aynı halde ve aynı mecliste bulunmaya sabreden bir kimse,
Hz. Rasûlullah'ın (s.a.v) şu müjdesine erişir:
   "Zikir halkasına uğrayan ve onları göğe kadar sarıp kuşatan melekler,
ilâhî huzura çıktığında Allahu Teala her şeyi en iyi
bildiği halde onlara zikir ehlinin hâlini ve niyetlerini sorar.
Onlar da meclislerine katıldıkları zikir ehlinin sırf ilâhî rızâ
ve cemâlullah aşkıyla zikir yaptıklarını beyan ederler.
(Buraya kadar hadis özet olarak verildi. Metin daha uzundur.)
"Sizleri şahit tutarak söylüyorum:
Muhakkak ben onları affettim" buyurur.
Bunun üzerine içlerinden bir melek:
   "Yâ Rabbi! Onların içinde bir kimse var ki onlar gibi zikir ehli değildir.
İçlerine zikir için değil, bir ihtiyacı için gelmişti" deyince, Allahu Teala: "Onlar öyle bir topluluktur ki onlarla oturan şakî
(rahmetten mahrum) olmaz"(Buhâri, Deavât,
67; Müslim, Zikr, 35. (Benzer rivayet)) buyurur.
   Allah dostlarının şu güzelliğine bakın! Bir işi için de olsa,
onlarla oturan ve kendileriyle aynı mecliste bulunmaya sabreden kimse,
nasıl onların üzerine inen ilâhî rahmetten nasibini alıyor,
günahından temizleniyor.
Bir de iş niyetiyle değil, sırf Allah rızâsı için
onların meclisine katılan kimseye verilecek ilâhî nasibi ve rahmeti düşünelim.
   Evet, düşünelim de o rahmet sofrasına yanaşalım.
Hadiste va'dedilen bu rahmete ulaşmak için bu meclislerin ve
o meclistekilerin münkiri olmamak ve oraya nifak içinde adım
atmamak gerekir. Ayrıca, ilim ve zikir meclislerine iyi niyetle gitmek,
kendini ilahî rahmete muhtaç bilmek, kalbi açmak,
gönülden yalvarmak lazımdır. Bir kimse, iman, sevgi ve edeple
Allah dostlarının meclislerine girer ve gücü yettiği kadar
hadisteki müjdeye ulaşır: Ebû Zer el-Gıfârî (r.a), anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.v)'e:
   "Yâ Rasûlellah! Bir topluluğu sevdiği halele,
onlar gibi amel etmeye güç yetiremeyen
kimse hakkında ne buyurursunuz?'
diye sordum, Efendimiz (a.s): "Ey Ebû Zeri Sen, sevdiklerinle beraber olacaksın"
buyurdu. Ben de: "Şüphesiz ben Allah ve Rasülünü seviyorum" dedim. Efendimiz (a.s):
   "Muhakkak ki sen, sevdiklerinle berabersin" buyurdu.
Ubâde b. Sabit demiştir ki: Ebû Zer,
bu tür sorularını devam ettirdikçe, Efendimiz (s.a.v) de
aynı cevapları veriyordu.(Buhâri, Edeb, 95; Dârimî, Rikak, 71.) İmam Sühreverdî (k.s.) der ki:
   "Sûfilerin yolunun ilk basamağı iman,
ikincisi ilim, üçüncüsü de amel ederek
iman ve ilmin zevkine ulaşmaktır.
"Müteşebbih" yani işe taklit yoluyla başlayan kimse,
bu manada iman sahibi seviyesindedir. İman,
sûfîlerin yolunun temel esaslarından biridir.
Buna işaret etmek üzere Cüneyd el-Bağdâdî (rah.):
   "İman, bizim yolumuzda velayetin tâ kendisidir" demiştir.
(Sühreverdî, Gerçek Tasavvuf, 82.) İşin temeli sevgi ve imandır,
her şey bunlara bağlı olarak gerçekleşir.
Nakşibendî yolunun önderlerinden İmam Rabbânî (k.s), bu sevginin kıymetini şöyle ifâde eder:
   "Ehlullahı sevmek, Allah'ın en büyük nimetlerinden
birisi sayılmalıdır.
Cenab-ı Hak'tan istenen;
bu muhabbette istikâmet üzere olmaktır.
Bu büyüklere bağlılık sebebiyle hâsıl olan
az bir şey de çok kabul edilmelidir.
Zira o, az değildir."
(İmam Rabbânî, Mektûbât, 142. Mektup.) Elbette İmanın ve sevginin gereği olarak,
velilerin yolunda gayret, sabır ve seyr-u suluk gerekir.
   Bu işin bir de sırf lafta ve gösterişte kalan kısmı vardır ki bu,
kuru bir davadan ibarettir.
Gücü nisbetinde sufilerin
hâlini ve tasavvufun edeplerini elde etmeye çalışmadan,
bu yoldaki ilk adımları atmadan, kendisini onların hedeflerine
ulaştıracak ilk vazifeleri yerine getirmeden, bir ölçüde onların
yaşantı ve sıfatlarına girmeden, sırf dış suret ve kıyafette onlara
benzeyen kimse, gerçekten sûfîlere benzemek isteyen birisi değildir.
O, bu haliyle, sûfîlere değil, daha işin başındaki müteşebbihlere benzemektedir.
Onun bu cemaata nisbeti sadece elbise ve görüntü iledir.
Halbuki sûfilikte önce edeb, sonra elbise gelir. Ariflerden Ahmed b. er-Rufâî (rah),
ibadet ve edebi unutup sırf dış şekillerle meş olanları şöyle uyarır: "Güzel ahlaka ulaşmadan,
terbiye ve tezkiye işini bitirmeden sûfilere ait elbise giymek,
mürid için uygun değildir.
Peygamber ve velilerin ahlakıyla ahlaklanmadan,
onların elbisesini giymek, onlarla alay etmek gibidir.
"(Şarânî, el-Envâru'l Kudsiyye, I, 132-133.)
   Bununla birlikte, bu tür bir benzeme, eğer gizlice bu yolu karalamak için yapılmıyorsa,
o kimseye bir faydası vardır.
Böyle birisi en azından evliya münkiri olmaz,
Hak dostlarına hor bakmaz,
zikir yapanları alaya almaz.
Bu da onun tövbesine ve terbiye yoluna girmesine vesile olabilir.
   Hak aşıkları, güzel hallerini gizlerler.
Kendilerini tanıtacak özel bir kıyafet ve alamet kullanmazlar.
Normal halk gibi giyer, halk gibi yer içerler.
Fakat onlar, halkın içinde Cenab-ı Hak ile beraber olmayı tercih ederler.
Güzel ahlaka önem verirler.
Gönüllerini kin, haset, gösteriş, dünya hırsı, gaflet, ihanet,
haram şeylere muhabbet gibi kötü ahlaklardan temizleyip zikir ve fikir ile huzura ererler.
Halkın gece gündüz dert ettiği basit şeylere rağbet etmezler.
Genelde insanların korktuğu fakirlik, hastalık, yalnızlık
ve ihtiyarlık gibi şeyler, onları fazla korkutmaz ve etkilemez;
çünkü onlar alemlerin sahibi Yüce Mevla'yı iyi
tanımış ve O'na tam teslim olmuşlardır.
   Bir kimseye insanların veli veya deli demesi önemli değildir.
Esas hüküm Yüce Allah'a aittir. O, bir kulunu severse,
bütün alem ona düşman olsa ne olur?
Onun sevmediği bir kimseye de bütün
alem dost olsa, o bu dostluktan ne fayda görür?
   Sonu
ölümlü
bu
dünyada
Yüce
Yaratıcımıza
teslim
olmaktan başka, emniyet ve saadetimiz yoktur.
Abdest döker günah kiri Nurlu olur eli yüzü Terk etme sünneti farzi Gafil olma kil namazi
Namazdir dinin diregi Kilanlar bulur cenneti Gel hey muhammed ummeti Gafil olma kil namazi
Rasullah mirajda gördü Aldi ümmetine geli Unutma islamin sarti Gafil olma kil namaz
Dönersin kibleye yönü Alirsin rahmeti nuru Lazim olur hesap günü Gafil olma kil namazi
Mahser günü azabindan Korur cehennem narindan Korkmazmisin sen kabirden Gafil olma kil namazi
Melekler senle olurlar Sagin solunda dururlar Iblisi ordan kovarlar Gafil olma kil namazi ALLAH SEVMEZ BEYNAMAZI
KENDISI DUSEN AGLAMAZ NICIN HUZURSUZ ANLAMAZ KALBIM TEMIZ DER BEYNAMAZ GAFIL OLMA KIL NAMAZI ALLAH SEVMEZ BEYNAMAZI



GAVSIMI BULDUM Hiçbir sözü dinletemedim gönlüme Dermanım sendedir gönlüm seninle Bir ateş düştüki yanar içimde Yanarda kimseler anlamaz Gavs’ım. Sana hasret çeker baktığın yerler Senin yanındadır hakiki erler Aşık olan orada gönlünden sever Gönlümün içinde seni bulmuşum Gavs’ım .
Bir kez baksan diye yüreğim titrer Dağlar dize gelir himmetin ister Günahlarım dağ olmuş daha da beter Dağlar baş eğdi senin aşkınla Gavs’ım. Zaman akıp gidiyor bir sel gibi Tutuldum Gavs’ıma yaprak dal gibi Yanında olmak şekerle bal gibi Tadına doyulmuyor hiç doymadım ki. Seni gördüğüm o günden beri Görmedi gözlerim başka güzeli Lûtfedin olayım kapının kıtmeri Ey gönlümün efendisi; Sultanı, Piri.
Elinde var asası Geliyor nazlı nazlı Seydam muhabbetin bağı canım seydam Gavsım benim,
 Sen gelince sofiler hep edepte, Derman oluyor her derde, Hasretin ateşi var yüreklerde, Canım seydam Gavsım benim,
 Kurban olam bir gülüşüne, Titreriz seni her görüşte, Yürürsün sanki başka alemlerde, Canım seydam Gavsım benim,
 Elinde açılır gonca gülleri, Muhabbetin sarar tüm gönülleri, Gelir onun hep sevenleri, Canım seydam Gavsım benim,


Tarikatın zamanıdır
Aşk gönülün harmanıdır
Bu fani yalan dünyada
Zikir derdin dermanıdır
 Tarikatın yolları nur Ona giren huzur bulur Mürşidinin nazarıyla Gelen doğru yolu bulur  Geçmişteki sadatlar Her geleni almazlardı Samimi teslim olmayan Hak aşkıyla yanmazlardı  Ahir zaman vakit kısa Kapılmayın sakın hırsa Resulullahtan s a v emanet Bu yol ümmet Gavsımıza  Kucaklar sarar herkesi Ahlakta örnek dedesi ( s a v ) Günahlardan kurtuluruz Alınca nasuh tövbesi Gavsım himmet eyle bize Şu nefsimiz gelsin dize Uzun lafa hiç gerek yok Bir nazarın yeter bize


Nice sultanlar gitti,nice şahlar, Ey gönüller! Haydi Gavs’a gidelim. Çöksün köprüler,açılsın kapılar, Ey gönüller!Haydi Gavs’a gidelim.
 Hep dönerse arkın bir büyük sele, Neymiş hayatta en büyük mesele, Varmaktır,işte en büyük mesele, Ey gönüller!Haydi Gavs’a gidelim.  Ne eş kalır burada,ne de sevgili, Ne gül açar,ne söyler bülbül dili, Söylenen her şey bununla ilgili, Ey gönüller!Haydi Gavs’a gidelim.  Rahman nuru gönül teline değmiş, Ve hemen canlılar sıraya girmiş, Bülbül dahi güle boynunu eğmiş, Ey gönüller!Haydi Gavs’a gidelim  Görmesin de kullar,kullardan zarar, Ne imiş kârın ve ne imiş zarar, Görünen bir yol var hep Gavs'ı arar, Ey gönüller!Haydi Gavs’a gidelim.

 
Menzil sokaklarında, Muhteşem rabıtalarında, Nurlu bakışlarında banada yer var mı seydam? Kapındaki toz bulutunda, Saçlarına yağan her yağmur damlasında, Duaya kalkan avuçlarında, Evinin bir kenarında banada yer var mı seydam?
Aklının bir ucunda, Oturduğun her sofrada, Daldığın her noktada banada yer var mı seydam? Yaşadığın topraklarda, Alaha yaptığın hamdlarda, En güzel gönül tahtında banada yer var mı seydam?

Ahh, dünya ki; bivefa, Kimseye etmedin, bir vefa, Zengine sürdürdün hep sefa, Fakire düşürdün hep cefa,
Üç kuruşluk menfaatı kar sayanlar, Fakirden fukaradan ekmek çalanlar, Şerefi namusu hep yok yapanlar, Seninle beraber yok olur birgün,
Yalanla dolanla iş yapanlar, Zalime zulume sahip çıkanlar, Garibanı görünce surat asanlar, seninle beraber yok olur birgün,
Dön bakalım dünya, durman yakın, Namerde yedirdin salkımı, merde verdin talkın, Yokmudur hiç yanında, adaletin hakkın, Seninde defterini dürerler birgün,
Mesdane sende hayıflanıp durma, Dünya ya bağlanıp ahiretten olma, Mürşid eli tutmayı, kemalat sayma, Solan yaprak gibi, senide, düşürür birgün.


KABENİN ÇİZGİLERİ MEST EDER GÖZLERİMİ HER KARIŞI HER YERİ OKLUYOR BEDENİMİ
 KABE BİR KIBLEGAH"TIR SECDELER ALLAHADIR EBU BEKİR SÖYLERDİ BAKİ OLAN ALLAH"TIR,
 KABEDE BİR AŞK DÖNER AŞKA BOYANDI ÖMER İYİLİĞİN MERKEZİ KALPLERE SURUR ERER.
 KABE DAĞLAR ARDINDA UZAKLARDAN GÖRÜLÜR OSMAN AŞKTA SEFADA, HASRETLERE BÜRÜNÜR.
 ORADA KILINAN NAMAZ. MÜMİNLER GURURLANMAZ, ALİ BİLE AYRILDI DÜNYA KİMSEYE KALMAZ
 İBRAHİM TEMEL ATTI, İSMAİLE BIRAKTI, NİCE NESİL DOLAŞTI, MUHAMMEDE ULAŞTI.

Getirdin kapına ben istemeden Kadrini bilmedim belli halimden Akıl başta değil tutta elimden Sürüye sürüye götür EFENDİM.
 Bir ben varki bende beni bitiren Bir hal koymaz canda canım götüren Her daim MEVLA‘yla arama giren HAK düşmanı nefsim öldür EFENDİM.
 Açmış dost bağının gonca gülleri Güle hasret bitmiş şen bülbülleri Sevginden nasipsiz boş gönülleri Rahmet-i deryandan doldur EFENDİM.
 Elbet biter bir gün dünya telaşım Bir beze sarmadan yunmadan başım EDU lar olmadan benim yoldaşım Yönümü MEVLA‘ya döndür EFENDİM.
 Fatih der huzura nasıl geleyim Hangi yüzle affım talep edeyim Yokki başka kapı orya gideyim Mücrim-i mahşerde GÜLdür EEFENDİM.  Huzuru mahşerde titrek dizlerle Nedamet içinde yaşlı gözlerle Dostlar arasında bu can sizlerle Beraber olmayı ister EFENDİM.  Ölmeyince ölüm anı bilinmez Tövbe etmeyince günah silinmez
Myspace Icons

VAR YA HANE-İ SAADDET'TE KAPI AÇILIR ALEME MİS GİBİ KOKUN SAÇILIR KARŞINDA HER NESNE BİN KAT KÜÇÜLÜR MERDİVENLERDEN NAZLI İNİŞİN VAR YA.!
 TUTULMUŞ NEFESLER TÜM GÖZLER SENDE NİSA'DA CAN GİTTİ SANKİ BEDENDE CÜBBENE UZANIRKEN İSTEMESEN DE ELLERİN ARASINDAN SEKİŞİN VAR YA.!
KULAKLAR SESİNİ DUYDUĞU ZAMAN ZAMAN TÜNELİNDE DURUYOR ZAMAN KARŞINDA ERİMİŞ GÖZ GÖZE O AN 'NASILSINIZ'? DİYE SORUŞUN VAR YA.!  HUZURUNDA BİN ÖRTÜYE DOLANSAM BÜKÜLSE BOYNUM, ATEŞTE YANSAM PERİŞAN HALİMDEN BİRAZ UTANSAM YİNE DE MERHAMETLE GÜLÜŞÜN VAR YA.!  ADIMIN UZANIR NURLU BİR İZE DÜŞÜRÜR GÖRENİ BİR GARİP KÖZE ADAPTA DURANLAR ÇÖKMÜŞLER DİZE CAMİYE YÜRÜYÜP GİDİŞİN VAR YA.!  BİL Kİ GÜLÜNDEDİR CENNET KOKUSU BİL Kİ ELİNDEDİR DÜNYA TAPUSU BİL Kİ AÇILMIŞTIR CENNET KAPISI CAMİDEN İÇERİ GİRİŞİN VAR YA.!  DÖKÜLÜR ORADA BÜTÜN GÜNAHLAR FERYATLAR FİGANLAR GÖNÜLDEN AHLAR KIZILDENİZ MİSALİ YARILDI SAFLAR YARATILMIŞA SELAM VERİŞİN VAR YA.!  MİHRABA YÜRÜYEN GÜZEL BİR GÖNÜL HUZURA SÜZÜLEN BEDEN SANKİ TÜL KOKUYU TERK ETMİŞ MİLYONLARCA GÜL MİSVAĞI DİŞİNE SÜRÜŞÜN VAR YA.!  GURBET ELDE BİR DİYARDA GİBİ İDRAK DIŞI BİR NAZARDA GİBİ HUZURLA DURUŞUN HUZURDA GİBİ TEKBİRLE NAMAZA DURUŞUN VAR YA.!  MİHRAPTA İMAMSIN MİHRAPTA MISIN? YOKSA BİR BİLİNMEZ MİHRAKTA MISIN? HUZUR-U İLAHİ'DE YANMAKTA MISIN? SIRRINLA NAMAZI KILIŞIN VAR YA.!  SON TAHHİYAT ARTIK SENDEN ESER VAR BEDENDE RUHUNA BİR LATİF YER VAR GÖNLÜNDEN GÖNÜLE BİNBİR SEFER VAR SELAMLA BİZLERE GELİŞİN VAR YA.!  TESBİHATA OTURDUN AÇILDI GÜLLER TUTUŞTU KARŞINDA BÜTÜN GÖNÜLLER DUAYA KALKARKEN MÜBAREK ELLER ÖLÜYÜ DİRİLTİR BAKIŞIN VAR YA.!  MİHRABA YASLANIP OTURUŞ BİRAZ KARŞINDA SEYYİDLER PÜR EDEP PÜR NAZ BAKIPTA SEYRETMEK NE BÜYÜK BİR HAZ MÜBAREK SAKALINI TUTUŞUN VAR YA.!  KABUL VAKTİ,YOLDAN GELEN YOLCU VAR SEFER VAKTİ YOLU OLAN YOLCU VAR BİR YERLERDE HASRET KALAN YOLCU VAR UZATIP ELLERİNİ VERİŞİN VAR YA.!  UZATILAN,BU TUTTUĞUM EL MİDİR? NASIL KOKAR,CENNETTEN BİR GÜL MÜDÜR? TUTANLARIN KURTULDUĞU DAL MIDIR? ELİMİ ELİNDE TUTUŞUN VAR YA.!  ZİYARETTİR BİR ANDA BİTİVERİR İŞTE ŞİMDİ SIRA ÇOK ÖNEMLİ BİR İŞTE SIRA SIRA DERDİMİZİ DEYİŞTE SESSİZİ KULAĞINA ÇEKİŞİN VAR YA.!  VİRDİ OLAN TORPİLLİ ÇOK DİNLERSİN DERDİ OLAN DUA EDER YOLLARSIN BAKIŞINLA UFUKLARI KOLLARSIN ALEMİ SEVGİYLE SARIŞIN VAR YA.!  GÜNAHIMIZLA GELDİK EFENDİM, BİZLER ARANDIK,HEP SENİ GÖSTERDİ İZLER HUZURDA YERİNİ ALINCA DİZLER TÖVBE BOHÇASINA DERİŞİN VAR YA.!  DERMAN BULDU KALPLER SARILDI YARA ORADA YER DEĞİŞTİ AK İLE KARA GİDERCESİNE YEP YENİ UFUKLARA HEYBETLE YERİNDEN KALKIŞIN VAR YA.!




Demiştin ki "Beni unutma. Kalbim fırın oldu, Sen,onda piştin." Demiştin ya, Bak, Yıktım mabedini...
 Kolay gelmişti, Unutulacak gibi değildin! Öyle ayrıldım yanından Dönülecek yolum, Tutunacak dalım, Diyordum ki; Sevecek bir gülüm var...
 Türküler söylerdi "Bülbüle gül yar" Bilemedim "göz,göze bakar" Unutmak kolay, Unutmamak zor...
 Sokaklar dopdolu Sokaklar,insan Ne peşinde bunlar? Bir türlü bilemedim,
 Ben de,zamanın ardına düştüm Karşılaşmadım değil,öğlen-akşam Ama,sabahı kaybettim Ama, Seheri...
 Şarkılar söylermiş hep "Unutamam" Sahibi,cihazı unutmaya kurmuş Unutmak kolay, Unutmamak zormuş...
 Yolumu kaybettim,yolumu,durun Beni aranıza alın çocuklar. Ayağıma batsın taşlar,çalılar Üşümek istiyorum Yağsın "dolu kar."
 Sakın geç demeyin,sakın çocuklar Bir yere çıkmıyor,kör bu sokaklar Bakmayın bembeyaz bir sakalım var İnanın bekliyor Bekleyenim var...
 Sana geliyordum,billahi sana Yar belim büküldü,saçlarımda kar Dizlerim ağrıyor,çıkmaz sokaklar Ne de artık geri, Dönecek gücüm var...
 Kimse söylemedi,vallahi kimse Şarkılar,türküler hep yalan söyler Nereden bilirdim, Nerden bilirdim, Kolaymış unutmak, Unutmamak zor
  



Delip geçer yüreğimi feryadlar Bitirir beni ağlayan çocuklar Şehid üstüne şehid veren analar Parçalanır içim, ki ne parçalanır...
Bomba üstüne bombalar yağar Vurmayı, öldürmeyi barış sayar Çözemedim bu nasıl barış, nasıl ayar Parçalanır içim, ki ne parçalanır...
Savaş ile büyür minik bebekler Allah için yerlere yığılır şehidler Birkez daha yıkılır nice ümidler Parçalanır içim, ki ne parçalanır...
Yaktılar, yıktılar nice nice yuvayı Söndürdüler daha dün tüten bacayı Kirlettiler bacıların namusunu, ırzını Parçalanır içim, ki ne parçalanır...
ETHEM der; Rabbim Sen yücesin Şüphesiz Sen bilen, Sen eyleyensin Cümlemizin halini gören ve işitensin Parçalanır içim, ki ne parçalanır..!!


YÜZÜNDE NUR PARLIYOR NAZLI BACIMIN KABENİN ÖRTÜSÜNÜ TAKMIŞ BAŞINA FEDA OLSUN SON DAMLASI BİLE KANIMIN KURBAN OLSUN CİHAN TEK BİR KAŞINA
   ASMA GÜLYÜZÜNÜ EY BAŞIMIN TACI BİLİR HALİMİZİ ELBET O DERTLER DERMANI DİNİ ÖZ VATANDA YAŞAYAMAMAK ÇOK ACI DOGRUYADA DÖNER BU ÇARKIN DEVRANI
   DÖNME DAVANDAN YILMA BACIM YIKILMA TESETTÜR ŞEREFİNDİR AMAN HA UTANMA SANA DİL UZATANLARA BOŞVER ALDIRMA ÖVÜN SEN BAŞINDAKİ KABENİN ÖRTÜSÜDÜR



Yüregim yanar sizlar Gözlerim akar durmaz Ben seydami sevdikce Kalbim atar durmaz
Tut elimden birakma beni Bak yüzüme güldür beni Mahrum etme seni seveni Gavsim benim seydam benim
 Kalbim paslanmis bir demir gibi Senin yüzün parlayan bir nur gibi Sana geldim bir garip gibi Himmet eyle gavsim benim

Gonca güller açılırken Bülbüller hep ötüşürken Kelebekler uçuşurken Garip gönlüm Allah diyor
 Kimler ölür kimler doğar Bu dünyaya kimler kanar Açan yaprak birgün solar Garip gönlüm Allah diyor
 Peygamberini gönderdi Kur-an'la öğütler verdi Kötü yollardan dönderdi Garip gönlüm Allah diyor
 Caddelerde sokaklarda Köy şehir kasabalarda İşimizde çalışmada Garip gönlüm Allah diyor
 Rüzgarlarda yağmurlarda Yağan karda dolularda Sıcaklarda soğuklarda Garip gönlüm Allah diyor
 Takdir olunup yaratıldık Yaratanca ilk anıldık Çok zamanlar gafil kaldık Garip gönlüm Allah diyor

ben gidemedim kusum senin gibi olsaydi kanatlarim biran burada durmazdim sen git kusum selamlar soyle o hazrete dualarina katsin beni sen gor onun gul suretini sen op ellerini belki kabul etmezdi ben gibi cahili sever ama kusum seni uc kusum duraksiz hadi
buralarda bekleme pisim var git onun yanina sokul iyice koynuna tevbeler al ben adina sen konusursun onunla var git hadi guzel pisim
sen de durma be toprak verdigim tek lokma hatrina eger birgun doyurduysam karnini git menzile be toprak yollar irak gelmez sana tutmaz kimseler seni buralarda
kuslarla,pisilerle,toprakla selamlar gonderdim sana duydun mu kabul ettin mi huzuruna

GAVS’LA GÖNÜLDEN BİR SÖYLEŞİ
      Sordum, niçin nazlısınız? Dedi, bu tedbir almaktır.
 Dedim, gönlünüz geniştir. Dedi, gönülsüzler vardır.       Sordum, zayıflar no’lacak? Dedi, vefa taşımaktır.
 Sordum, mesleğiniz nedir? Dedi, çözüp bağışlamaktır.       Sordum, çözmek nasıl olur? Dedi, kalbi boşaltmaktır.
 Sordum, yarin isteği ne? Dedi, samimi olmaktır.       Sordum, samimiyet nedir? Dedi, hep yâre bakmaktır.
Sordum, zikrin aslı nedir? Dedi, Allah’la olmaktır.       Sordum, buna çare nedir? Dedi, dostunu bulmaktır.  Sordum, dostlar neyi sever? Dedi, hizmete koşmaktır.       Sordum, hizmetten gaye ne? Dedi, nefsini kırmaktır.  Sordum, işin aslı nedir? Dedi, mert insan olmaktır. 


Abdulbaki Sultanım
Menzilin Seyyidleri Abdulhakim Büyükleri Muhammed Raşid Gülleri Abdulbaki Sultane
 Sarığı Kardan Aktır Sultanım Temiz Paktır O Abdulemin Şahtır Himmet Eden İlaçtır
 Dişleri Nur İncidir Kimliği Pek Yücedir Endamı Resul İdir Kokusu Misk-Amberdir
 Sultanım Başım Tacım Yoluna Feda Canım Himmetine Muhtacım Abdulbaki Sultanım
 Yar ey Yar ey Yar ey Yar Abdulbaki sultaney Hem Şeker Hemde Balım Abdulbaki Sultanım
NE ZAMANDAN BERİ BURDASIN
  
|
|
|
|